Avukat Alparslan LEVENT Logo
Av. Alparslan LEVENT - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Alparslan LEVENT - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Alparslan LEVENT - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Alparslan LEVENT - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1147 Esas - 2018/13629 Karar Ve 28.11.2018 Tarihli Kararı

Künye

  • Mahkeme: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2018/1147
  • Karar No: 2018/13629
  • Karar Tarihi: 28-11-2018

Mevzuat

  • 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu
    • Madde 166: Evlilik birliğinin temelden sarsılması.
    • Madde 174: Maddi ve manevi tazminat.

Özet

Taraflar arasındaki boşanma davasında, ilk derece mahkemesi davacı-karşı davalı erkeğin fiziksel şiddet uyguladığı ve bağımsız konut temin etmediği gerekçesiyle tamamen kusurlu olduğunu belirlemiştir. Ancak mahkeme, tarafların eşit kusurlu olduğunu kabul etmiş ve bu hatalı kusur belirlemesi nedeniyle davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Yargıtay, davalı-karşı davacı kadının kusurlu bir davranışının ispatlanamadığını belirterek, mahkemenin kusur belirlemesinin hatalı olduğunu ve davalı-karşı davacı kadının tazminat taleplerinin reddinin doğru olmadığını belirterek kararı bozmuştur.

Anahtar Kelimeler

  • Boşanma Davası
  • Kusur Belirlemesi
  • Fiziksel Şiddet
  • Maddi ve Manevi Tazminat
  • Yargıtay Kararı
  • Türk Medeni Kanunu

Sorular

  • Boşanma davalarında eşlerin kusur durumu nasıl belirlenir?
  • Fiziksel şiddet uygulayan eş hangi durumlarda tamamen kusurlu kabul edilir?
  • Maddi ve manevi tazminat talepleri hangi durumlarda kabul edilir?
  • Yargıtay, hangi durumlarda boşanma davalarına ilişkin mahkeme kararlarını bozabilir?

Karar

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ile nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 1- Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayan ve bağımsız konut temin etmeyen davacı-karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı kadının ise kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır.

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan yine böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da madem ki birlik artık sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK.nıd. 166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacı karşı davalının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-karşı davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan sebeple isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

2- Davalı-karşı davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

a-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

b-Yukarıda 1.bentte açıklandığı üzere; eşine fiziksel şiddet uygulayan ve bağımsız konut temin etmeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tamamen kusurlu olduğu halde, mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerinin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28.11.2018 (¤¤)

Popüler Aramalar

  • 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu

  • Madde 166 - Evlilik birliğinin temelden sarsılması

  • Madde 174 - Maddi ve manevi tazminat

  • Boşanma Davası

  • Kusur Belirlemesi

  • Fiziksel Şiddet

  • Maddi ve Manevi Tazminat

  • Yargıtay Kararı

  • Türk Medeni Kanunu