İzmir ceza avukatı arayışınız bir ifade çağrısı, gözaltı, tutuklama kararı, hakkınızda açılan bir dava ya da uğradığınız bir suç nedeniyle başlamış olabilir. Levent Hukuk Bürosu, şüpheli ve sanıkların savunmasını, mağdur ve suçtan zarar görenlerin vekilliğini üstlenir; dosyayı soruşturmadan kanun yollarına ve infaz aşamasına kadar takip eder. Büronun kurucusu Avukat Alparslan LEVENT, İzmir Barosu'na kayıtlıdır. Ceza dosyalarında süreler kısadır: gözaltı kural olarak 24 saatle, takipsizlik kararına itiraz ile istinaf başvurusu iki haftayla sınırlıdır. Bu nedenle elinizdeki belgeleri beklemeden bizimle paylaşın.
İfade çağrısı ve ceza soruşturmasında avukat desteği
Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlar ve iddianamenin kabulüne kadar sürer. Bu evrede hakkında işlem yapılan kişi şüpheli, iddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma evresinde sanık olarak anılır. Şüpheli veya sanığın savunmasını yapan avukata müdafi denir (CMK m. 2).
Kollukta veya savcılıkta ifade verirken size yüklenen suçun anlatılması, susma hakkınızın ve müdafi yardımından yararlanabileceğinizin bildirilmesi, lehinize delillerin toplanmasını isteyebileceğinizin hatırlatılması gerekir. Müdafi ifade sırasında hazır bulunabilir ve soruşturma dosyasını inceleyebilir; bu inceleme yetkisi yalnızca kanunda sayılan bazı suçlarda hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Müdafiinizi seçme hakkı sizindir; ifadeye ve sorguya kendi seçtiğiniz avukatla girebilirsiniz (CMK m. 147 ve 153).
Büromuz ifade öncesinde isnadı ve erişilebilen dosya belgelerini inceler, ifade sırasında hukuki yardım sağlar, ardından tutanağı ve soruşturmanın yönünü değerlendirerek gerekli talep ve itirazları hazırlar.
Gözaltı süresi ve gözaltında avukatla görüşme
Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkime gönderilme için gereken ve on iki saati aşamayan süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen toplu suçlarda Cumhuriyet savcısı bu süreyi, her defasında bir günü geçmemek üzere, yazılı emirle üç güne kadar uzatabilir. Yakalama, gözaltı veya uzatma emrine karşı kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derece kan hısımı serbest bırakılmak için sulh ceza hâkimine başvurabilir; hâkim başvuruyu 24 saat dolmadan sonuçlandırır (CMK m. 91).
Gözaltındaki kişi, vekâletname aranmaksızın müdafiiyle her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu hak yalnızca kanunda sayılan belirli suçlarda, hâkim kararıyla 24 saat kısıtlanabilir ve bu sürede ifade alınamaz (CMK m. 154). Büromuz gözaltı sürecinde müvekkille görüşür, sürelerin ve işlemlerin kanuna uygunluğunu denetler, gerekirse sulh ceza hâkimliğine başvuruyu hazırlar.
Tutuklama, adli kontrol ve tutuklamaya itiraz
Gözaltı ile tutuklama aynı işlem değildir. Tutuklama kararı için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve kaçma, delil karartma gibi bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir; tedbir, işin önemiyle ve beklenen cezayla ölçülü olmalıdır. Yalnızca adli para cezası gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç, hapis cezasının üst sınırı iki yılı geçmeyen suçlarda da tutuklama yasaktır (CMK m. 100).
Savcılığın tutuklama isteminde ve hâkimin kararında, adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla gösterilmelidir. Adli kontrol; yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza verme gibi yükümlülüklerle kişinin tutuklanmadan yargılanmasını sağlar. Tutuklama kararına, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir; sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 101, 109 ve 268).
Tutuklama sorgusunda müdafi olarak hazır bulunuruz; kararın gerekçesini delillerle karşılaştırır, tutuklamaya itirazı ya da adli kontrol talebini dosyanın somut durumuna göre hazırlarız.
Mağdur ve şikâyetçi vekilliği
Bir suç nedeniyle zarar gördüğünüzde şikâyetin kapsamı ve sunulan deliller soruşturmanın yönünü belirler. Mağdur ve şikâyetçi, soruşturmada delillerin toplanmasını isteyebilir; kovuşturmada kamu davasına katılabilir, tanıkların çağrılmasını isteyebilir ve davaya katılarak karara karşı kanun yoluna başvurabilir (CMK m. 234).
Mağdur vekili olarak şikâyet dilekçesini, delil taleplerini ve davaya katılma başvurusunu biz hazırlar, dosyayı takip ederiz. Suçtan zarar görenin vekili de soruşturma dosyasını müdafi gibi inceleyebilir (CMK m. 153/5).
Takipsizlik kararına itiraz
Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı halk arasında takipsizlik kararı olarak bilinir. Bu karar, kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinde veya kovuşturma olanağı bulunmadığında verilir. Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtirazın sonucu, dava açılmasını gerektiren olayların ve delillerin somut olarak ortaya konmasına bağlıdır; itiraz reddedilirse aynı fiil için yeni delil olmadan dava açılamaz (CMK m. 172 ve 173). Kararın gerekçesini ve eksik bırakılan araştırmayı inceler, itirazı dosyadaki olay ve delillerle kurarız.
Ağır ceza ve asliye ceza davalarında savunma
Ağır ceza mahkemeleri; ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara, ayrıca yağma, irtikâp, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği ve hileli iflas gibi kanunda sayılan suçlara bakar. Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışındaki davalar asliye ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m. 11 ve 12).
Her iki mahkemede de fiilin nasıl gerçekleştiği, suçun unsurları, delilin elde edilme biçimi ve kişinin dosyadaki rolü birlikte incelenir. İzmir ağır ceza avukatı arayanların dosyalarında da asliye ceza davalarında da büromuz iddianameyi, delilleri ve duruşma tutanaklarını değerlendirir; savunmayı ya da mağdur vekilliğini davanın niteliğine göre üstlenir.
Dolandırıcılık ve hesap kiralama iddiaları
Dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına yarar sağlamaktır. Suçun bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumları araç olarak kullanılarak ya da tacir veya şirket yöneticisinin ticari faaliyeti sırasında işlenmesi nitelikli dolandırıcılık sayılır ve daha ağır cezayı gerektirir (TCK m. 157 ve 158). Ticari bir anlaşmazlık ceza soruşturmasına taşındığında sözleşme, fatura ve ödeme kayıtlarını da inceleriz; dosyanın ticaret hukuku veya şirketler hukuku yönü varsa birlikte değerlendiririz.
Banka hesabını, kartını ya da hesap bilgilerini başkasına kullandırma, halk arasında hesap kiralama olarak bilinir. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren değişiklikle, dolandırıcılığa iştirak yalnızca bu araçları veya bilgileri başkasına vermekle sınırlıysa ceza yarı oranında indirilir (TCK m. 158/4; 7589 sayılı Kanun). Bu dosyalarda kişinin hesabın dolandırıcılıkta kullanılacağını bilip bilmediği, yazışmalar ve hesap hareketleri belirleyicidir. Bu kayıtları ve fiilin hukuki niteliğini somut delillere göre inceleriz.
Uyuşturucu ticareti ile kullanmak için bulundurma ayrımı
Uyuşturucu madde ticareti ile kullanmak için satın alma, bulundurma veya kullanma ayrı suç tipleridir. Kullanmak için bulundurmada hapis cezası iki yıldan beş yıla kadardır; ancak soruşturmada kural olarak beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve kişi en az bir yıl denetimli serbestlik altında tutulur. Ticaret iddiasıyla açılan davada fiilin yalnızca kullanma kapsamında kaldığı anlaşılırsa, bu madde çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Uyuşturucu suçlarında ayrıca etkin pişmanlık hükümleri bulunur (TCK m. 188, 191 ve 192). Maddenin miktarı ve niteliği, bulundurulma koşulları, iletişim ve arama kayıtları bu ayrımda belirleyicidir. Büromuz isnadın dayanağını ve lehe hususları değerlendirir, savunmayı soruşturmadan itibaren buna göre kurar.
Hırsızlık, yaralama, tehdit ve cinsel suçlar
Hırsızlıkta malın kimin rızası olmadan ve hangi amaçla alındığı; yaralamada adli raporun bulguları ve fiilin oluş biçimi; tehditte sözlerin içeriği ve iletilme koşulları önem taşır. Cinsel saldırı ve kasten öldürme iddialarında da fiile özgü kanuni unsurlar ve deliller ayrı ayrı incelenir (TCK m. 81, 86, 102, 106 ve 141). Büromuz şüpheli veya sanık için savunmayı, mağdur için şikâyet ve davaya katılma sürecini ilgili fiile göre hazırlar; tanık beyanlarını, raporları ve diğer kayıtları dosya bağlamında değerlendirir.
Duruşma, istinaf ve temyiz
Mahkeme kararını yalnızca duruşmaya getirilip huzurunda tartışılan delillere dayandırabilir; suçun ispatı hukuka uygun delillerle yapılmalıdır. Deliller arasındaki çelişkileri, eksik incelemeyi ve hukuka aykırı delilleri duruşmada ortaya koyarız.
İlk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf başvurusu, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılır. Bazı hükümler istinafa kapalıdır; örneğin hapis cezasından çevrilmemiş ve sonuç olarak 15.000 TL'yi aşmayan adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz süresi de iki haftadır; ancak örneğin beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararları temyiz edilemez (CMK m. 217, 272, 273, 286 ve 291). Bu nedenle gerekçeli kararı tebliğ tarihiyle birlikte inceler, hangi kanun yolunun açık olduğunu ve başvurunun hangi yönlere dayanacağını belirleriz.
İnfaz, açık cezaevi ve cezaevinde disiplin cezası
Hüküm kesinleştikten sonra infaz hesabı, açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme ayrı koşullara bağlıdır. Örneğin kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezası alanlar, kanunda sayılan istisnalar dışında cezalarını doğrudan açık ceza infaz kurumunda çeker (5275 sayılı Kanun m. 14, 105/A ve 107). Büromuz hükmü ve infaz belgelerini inceler; hesapta veya uygulamada hukuka aykırılık varsa gerekli başvuruyu hazırlar.
Ceza infaz kurumunda verilen disiplin cezası, mahkûmiyet hükmünden ayrı bir karardır ve infazı doğrudan etkileyebilir: kınama dışında bir disiplin cezası kesinleşen hükümlü açık cezaevinden kapalı cezaevine gönderilir. Savunma alınmadan disiplin cezası verilemez; disiplin kurulu kararı gerekçeli yazılır ve şikâyet mercii ile süresini gösterir (5275 sayılı Kanun m. 14, 47 ve 52). Bu karara karşı infaz hâkimliğine, öğrenmeden itibaren 15 gün ve her hâlde işlemden itibaren 30 gün içinde şikâyette bulunulabilir; infaz hâkiminin kararına da iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir (İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 5 ve 6). Büromuz disiplin soruşturmasını, savunmanın alınıp alınmadığını ve tebliği inceleyerek şikâyet ve itirazı hazırlar.
Ceza dosyanızı birlikte değerlendirelim
İfade çağrı kâğıdı, gözaltı veya tutuklama tutanağı, takipsizlik kararı, iddianame, gerekçeli karar ya da infaz kurumunun kararı elinizdeyse, belgeyi ve size tebliğ edildiği tarihi bizimle paylaşın. Süreler bu tarihten işlemeye başladığı için ilk inceleme, hangi hakların korunacağını ve hangi başvurunun yapılacağını belirler. Dosyanız için bizimle iletişime geçin; vekâletnamenizle birlikte savunmanızı veya vekilliğinizi soruşturmadan infaza kadar biz üstlenelim.