İzmir borçlar hukuku avukatı arayışınızın nedeni ödenmeyen bir alacak, size tebliğ edilen bir ödeme emri, yerine getirilmeyen bir sözleşme veya sizden istenen bir tazminat olabilir. Levent Hukuk Bürosu olarak sözleşmeyi, ödeme ve teslim kayıtlarını, yazışmaları ve varsa icra dosyasını birlikte inceliyoruz. Talebinizin veya savunmanızın dayanağını belirliyor; karşı tarafa ihtarname gönderiyor, gerekirse icra takibi başlatıyor ya da dava açıyoruz. Ödeme emri aldıysanız itiraz süresi günlerle sınırlı olduğundan tebliğ tarihini bekletmeden bize iletin.
Alacak davası ve icra takibinde hangi hukuki yol izlenir?
Bir alacağın ödenmemesi ile borcun varlığının tartışmalı olması farklı sorunlardır. Önce ödemenin hangi sözleşme veya işlemden doğduğunu, ne zaman istenebilir hâle geldiğini ve hangi belgelerle kanıtlanabildiğini inceliyoruz. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 117. maddesine göre muaccel, yani istenebilir hâle gelmiş borçta borçlu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer ve gecikmenin hukuki sonuçlarından sorumlu olur; ifa günü birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle, haksız fiilde fiil tarihinde, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşme tarihinde temerrüt gerçekleşir. Temerrüt faizi oranı sözleşmede kararlaştırılmamışsa yürürlükteki mevzuata göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılan oran bu oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m. 120). Ticari işlerde ise faiz oranı kural olarak serbestçe belirlenir (Türk Ticaret Kanunu m. 8). Bu ayrımlar, faizin hangi tarihten ve hangi oranla isteneceğini doğrudan etkiler.
Alacaklıysanız: itirazın iptali ve itirazın kaldırılması
Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte borçlu süresinde itiraz ederse takip durur (İcra ve İflâs Kanunu (İİK) m. 66). Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacağını genel hükümlere göre ispat ederek itirazın iptali davası açabilir; borçlunun itirazı haksız bulunursa, koşulları varsa yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı da istenebilir (İİK m. 67). Takip imzası ikrar edilmiş veya noterce onaylanmış bir borç ikrarına ya da resmî bir belgeye dayanıyorsa, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenebilir (İİK m. 68). Alacağınızın belgelerine göre bu yollardan uygun olanı seçiyor, takibi ve davayı sonuçlanana kadar izliyoruz.
Borçlu gösterildiyseniz: ödeme emrine itiraz ve menfi tespit davası
Genel haciz yoluyla takipte ödeme emrine itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gündür. Senetteki imza itirazda ayrıca ve açıkça reddedilmezse, takip bakımından imza kabul edilmiş sayılır (İİK m. 62). Çek, bono gibi kambiyo senetlerine dayalı takipte ise borca ve imzaya itiraz süresi beş gündür ve itiraz icra mahkemesine yapılır (İİK m. 168). Süre kaçarsa takip kesinleşebileceği için itirazınızı süresi içinde biz hazırlıyor, savunmanızı borcun kaynağı ve ödeme kayıtları üzerinden kuruyoruz.
Borçlu olmadığınızın tespiti için takipten önce veya takip sırasında menfi tespit davası açılabilir. Borçlu olmadığınız bir parayı ödemek zorunda kaldıysanız, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde paranın geri verilmesi için istirdat davası açılabilir (İİK m. 72). Takipten önce açılan menfi tespit davasında, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat gösterilerek takibin durdurulması için ihtiyati tedbir istenebilir. Hangi davanın ve hangi tedbirin dosyanıza uygun olduğunu belirleyip davayı açıyoruz.
Sözleşmeye aykırılık ve tazminat
Bir borcun ifası, üstlenilen ödemenin, teslimin veya işin gereği gibi yerine getirilmesidir. Mal teslim edilmediğinde, iş eksik yapıldığında veya bedel ödenmediğinde yalnızca sözleşmenin metni yeterli olmayabilir; tarafların ne üstlendiğini ve fiilen ne yaptığını ortaya koymak gerekir. TBK m. 112'ye göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen tarafa kural olarak uygun bir süre verilir. Süre içinde ifa gerçekleşmezse alacaklı ifayı ve gecikme tazminatını isteyebilir ya da bunlardan vazgeçtiğini hemen bildirerek zararının giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir (TBK m. 123-125).
Büromuz sözleşmenin kurulmasını, teslim ve ödeme belgelerini, ihtarları ve zararın dayanağını inceler; uygun talebi veya savunmayı hazırlar. İmza öncesi metin hazırlama ve risk incelemesinin ayrıntıları sözleşmeler hukuku sayfamızda, tacirler arasındaki alacak ve ticari dava ayrımları ticaret hukuku sayfamızda yer alır.
Eser ve vekâlet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar
Eser sözleşmesinde işin eksik bırakılması ile teslim edilen eserin ayıplı olması farklı değerlendirmeler gerektirir. İş sahibi, eserin tesliminden sonra imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır (TBK m. 474). Yüklenicinin sorumlu olduğu ayıpta iş sahibi, koşullarına göre sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim veya ücretsiz onarım haklarından birini kullanabilir; genel hükümlere göre tazminat hakkı da saklıdır (TBK m. 475). Eser iş sahibinin taşınmazı üzerine yapılmışsa ve sökülmesi aşırı zarar doğuracaksa sözleşmeden dönme hakkı kullanılamaz. Büromuz sözleşmeyi, teslim ve kabul kayıtlarını, ödeme belgelerini inceleyerek iş sahibi veya yüklenici adına talebi ya da savunmayı hazırlar.
Vekâlet sözleşmesinde ise üstlenilen işin kapsamı ile vekilin hesap verme ve vekâletle ilgili aldıklarını teslim etme yükümlülüğü ayrı değerlendirilir; teslimde geciktirilen paranın faizi de istenebilir (TBK m. 502 ve 508). Büromuz yapılan işlemleri, hesapları ve yazışmaları inceler; teslim edilmeyen para, gider veya ücret konusundaki uyuşmazlıkta hukuki yolu belirler.
Haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat
Bir zarar sözleşmeden değil, hukuka aykırı bir davranıştan doğmuş olabilir; bir kazada uğranan zarar veya mala verilen hasar buna örnektir. TBK m. 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Kişilik hakkının zedelenmesine dayalı manevi tazminat ise ayrıca TBK m. 58'deki koşullarla değerlendirilir.
Levent Hukuk Bürosu olarak maddi ve manevi tazminat taleplerini ayrı ayrı kuruyor; olayın oluşumunu, zararı ve fiille zarar arasındaki bağı gösteren kayıtları inceliyoruz. Talep eden veya hakkında tazminat istenen taraf için sorumluluğun hukuki temelini belirliyor, talebi ya da savunmayı buna göre kuruyoruz.
Sebepsiz zenginleşme ve başkasının işini görme
Yanlış hesaba gönderilen para gibi geçerli bir borca dayanmayan veya dayanağı sonradan ortadan kalkan bir ödemede geri verme talebi gündeme gelebilir. TBK m. 77, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu düzenler. Borçlanmadığı bir edimi kendi isteğiyle yerine getiren kişi ise bunu ancak kendisini borçlu sanarak yaptığını ispat ederse geri isteyebilir (TBK m. 78). Bu yüzden iade talebinde ödemenin hangi amaçla ve hangi yanılgıyla yapıldığını belgeleriyle ortaya koyuyoruz.
Vekâlet olmadan başkasının hesabına görülen işten doğan gider veya sorumluluk iddiası farklı bir hukuki temele dayanır. TBK m. 526 ve 529, işin sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun görülmesini ve bu durumda zorunlu ve yararlı giderlerin karşılanmasını düzenler. Büromuz işlemin neden yapıldığını, karşı tarafın yararını ve ödeme belgelerini değerlendirerek iade veya savunma talebini oluşturur.
Kefalet sözleşmesi ne zaman geçerlidir?
Bir başkasının borcu için kefil olarak gösterilmeniz, tek başına her ödeme isteğinin geçerli olduğu anlamına gelmez. TBK m. 583'e göre kefalet sözleşmesi yazılı yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; kefil azamî miktarı, tarihi ve müteselsil kefilse bu sıfatı sözleşmeye kendi el yazısıyla yazmalıdır. Evli kişi, kanundaki ayrık hâller dışında, ancak eşinin sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulduğu anda verdiği yazılı rızasıyla kefil olabilir (TBK m. 584). Ticaret siciline kayıtlı işletme sahibinin veya şirket ortağı ya da yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili kefaletleri gibi bazı durumlarda eşin rızası aranmaz.
Sözleşmenin içeriğini, imzaları, el yazısı kayıtlarını ve asıl borcun durumunu inceliyor; kefilden istenen tutarın kapsamını ve ileri sürülebilecek savunmaları belirliyoruz. Alacaklı bakımından da alınan güvencenin geçerliliğini ve tahsil yolunu değerlendiriyoruz.
Alacak zamanaşımı süreleri
Alacaklar için tek bir zamanaşımı süresi yoktur. Türk Borçlar Kanunu'ndaki başlıca süreler şunlardır:
- Kanunda aksine bir hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146).
- Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler; vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar; yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesi alacakları beş yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 147).
- Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar; fiil ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç ise o süre uygulanır (TBK m. 72).
- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, geri isteme hakkının öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde zenginleşmeden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m. 82).
Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz (TBK m. 161). Özel kanunlarda farklı süreler bulunabileceği için büromuz alacağın kaynağını, sürenin başlangıç tarihini ve süreyi kesen veya durduran işlemleri dosyanızdaki belgelerle birlikte inceler.
Dava öncesi arabuluculuk şart mı?
Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca dava şartıdır. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise ilamsız icra yoluyla tahliye hariç olmak üzere Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B arabuluculuğu dava şartı sayar. Ticari nitelik taşımayan ve kira ilişkisinden doğmayan bir alacak davasında bu iki hüküm uygulanmaz; başka kanunlardaki dava şartları ise ayrıca incelenir. Kira bedeli veya tahliye meselesinin ayrıntıları için gayrimenkul hukuku sayfamıza bakabilirsiniz. Büromuz dava şartının bulunup bulunmadığını belirler; arabuluculuk görüşmelerinden yargılamanın sonuna kadar dosyanızı takip eder.
Borç veya alacak meselenizi birlikte değerlendirelim
İzmir'de ödenmeyen alacağınız, size gönderilen bir ödeme emri veya tazminat uyuşmazlığınız varsa Avukat Alparslan LEVENT ile iletişime geçin. İzmir Barosu'na kayıtlı avukatımızın çalışma alanlarını ve yaklaşımını hakkımızda sayfamızda inceleyebilirsiniz. Görüşmeye aşağıdaki belgelerden elinizde olanları getirmeniz değerlendirmeyi hızlandırır:
- Sözleşme, sipariş veya taahhüt belgesi
- Fatura, dekont ve banka hareketleri
- Yazışmalar, ihtarnameler ve teslim belgeleri
- Ödeme emri veya icra dosyası ile tebliğ tarihi
Belgelerinizi inceleyip izlenecek yolu belirliyoruz. Vekâletname verdiğinizde icra takibini, itirazı ve davayı büromuz üstlenir.